Tasvir Tekniği Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Her insan, dünyayı farklı bir şekilde algılar ve bu algı, içsel dünyamızın bir yansımasıdır. Bir psikolog olarak, insanların davranışlarını anlamak için bazen kelimeler yeterli olur, bazen ise onları anlamak için daha derinlemesine bir gözlem yapmamız gerekir. Tasvir tekniği, tam da bu gözlem gücüne dayalı bir anlatım biçimidir. Ama bu sadece bir anlatım tekniği değildir; bir anlam, bir duygu ve bir düşünüş şeklidir. Peki, tasvir tekniği ne demek ve bu teknik nasıl insanların algılarıyla ilişkilidir? Tasvir, bir nesne, kişi, mekan veya duygunun ayrıntılı bir şekilde anlatılmasıdır. Ancak psikolojik bir perspektiften bakıldığında, tasvirin yalnızca…
14 YorumEtiket: bir
Kamulaştırma Aşamaları Nelerdir? Cesur Bir Büyüteç, Net Bir Yol Haritası Kamulaştırma… Kâğıt üstünde “toplum için en iyisi” denilerek başlayan süreç, pratikte çoğu kez insanların evlerine, tarlalarına, hatıralarına dokunan sert bir müdahaledir. Evet, kamusal projeler gerekir; yol da hastane de köprü de hayat kurtarır. Ama soralım: “Kamu yararı” dediğimiz şey her zaman gerçekten kamuya mı yarar, yoksa kolayca esnetilen bir sihirli parola mıdır? Gel, birlikte kamulaştırmanın aşamalarını hem adım adım kuralına göre kuralım, hem de her adımın gölgesine bir eleştirel ışık tutalım. — 1) İhtiyaç Analizi ve Proje Planlama: Temelin Temeli İlk adım, projeye gerçekten ihtiyaç olup olmadığını ortaya koyan ihtiyaç…
16 YorumRuhsal Gerilim Ne Demek TDK? Bir Tarihçinin Bakış Açısıyla Ruhsal Gerilim Bir tarihçi olarak, insanlık tarihinin derinliklerine bakarken, toplumların en büyük zaaflarını, en derin endişelerini, hatta içsel çatışmalarını anlamaya çalışırım. Yüzyıllar boyunca, toplumlar hem fiziksel hem de ruhsal gerilimlerle başa çıkmaya çalıştı. Ruhsal gerilim, hemen hemen her dönemde var olan, ancak zaman içinde farklı şekillerde tanımlanan ve ele alınan bir kavramdır. Antik çağlardan günümüze kadar, insanın içsel dünyasına dair bir takım açıklamalar ve çözüm önerileri gelişmiş, ancak ruhsal gerilim hep aynı kalmıştır: insanın içsel huzursuzluğu. Ruhsal gerilim, Türk Dil Kurumu (TDK) tanımına göre, “zihinsel veya duygusal bir rahatsızlık, sıkıntı, gerilim…
10 YorumKamer Kime Ait? Farklı Bakış Açılarını Karşılaştıran Bir Yolculuk Bazı sorular ilk bakışta basit görünür ama derinlere indikçe bizi kendi düşünce yapımızla yüzleştirir. “Kamer kime ait?” sorusu da bunlardan biri. Ay’ın (kamerin) sahibi kimdir? İnsanlık mı, doğa mı, Tanrı mı, yoksa kimsenin mi? Bu soruya herkesin vereceği cevap, dünyaya nasıl baktığını da yansıtır. Ben de farklı düşüncelere açık biri olarak, bu konuda hem bilimsel hem de toplumsal yaklaşımları bir araya getirmek istedim. Bu yazı, verilerle duyguların; objektiflikle sezgilerin buluştuğu bir zemin olsun. Çünkü bazen gerçekleri anlamak için sadece gözlem yetmez — hissetmek de gerekir. Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşımı…
8 YorumGözlem Kelimesinin Kökü Nedir? Bilginin, Varlığın ve Ahlakın Kesişiminde Bir Felsefi Yolculuk Bir Filozofun Sessiz Başlangıcı Bir filozof için her kelime, bir evrenin kapısıdır. Bir sabah pencereden dışarı bakarken fark ederiz ki “gözlem” dediğimiz şey, yalnızca bakmak değildir. O, anlamanın, fark etmenin, hatta yargılamanın başlangıcıdır. Gözlem kelimesi kulağa sade gelir; fakat kökeninde insanın bilgiye, ahlaka ve varlığa dair arayışı yatar. “Gözlem kelimesinin kökü nedir?” sorusu aslında yalnızca dilbilimsel bir merak değil; aynı zamanda insanın dünyayı nasıl deneyimlediğine dair derin bir felsefi sorudur. Etimolojik Yolculuk: Göz ve Lem’in Hikâyesi “Gözlem” kelimesi, Türkçede “göz” kökünden türemiştir. Göz, varlıkla ilk temas noktasıdır —…
14 YorumKısa cevap: Doğru yazım cızbız şeklinde, bitişik ve küçük harfle. “Cız bız”, “CIZ-BIZ” gibi yazımlar yanlıştır. Cız Bız mı, Cızbız mı? Bu Tartışmayı Bugün Bitirelim Şunu baştan söyleyeyim: “Cızbız” ayrı yazılmaz. Evet, tabelalarda, menülerde, sosyal medyada bin türlü varyasyon görüyoruz; ama doğru olan tek bir biçim var. Peki neden hâlâ “Cız Bız” diye ısrar ediyoruz? Çünkü alışılagelmiş hatalar, tekrarlandıkça doğruymuş gibi görünür. Bu yazı, bu yanılsamayı dağıtmak ve dilimize gösterdiğimiz özeni geri çağırmak için. Hazır mısın tartışmaya? Doğru Yazımı Netleştirelim: “Cızbız” “Cızbız”, ızgarada ince dilimli etin hızlı pişerken çıkardığı sesin yansımalı bir adıdır ve artık sözlükleşmiş, tek kelimelik bir yemektir.…
11 YorumEvimi Satmak İstiyorum, Kiracı Evi Göstermiyor Ne Yapmalıyım? Mülkiyet, Hak ve Etik Üzerine Felsefi Bir Düşünce Bir filozofun gözünden bakıldığında, yaşamın her alanı bir etik soruya dönüşür. Mülkiyet, sahiplik ve paylaşım üzerine düşündüğümüzde, “Evimi satmak istiyorum, kiracı evi göstermiyor ne yapmalıyım?” sorusu artık yalnızca hukuki bir mesele değildir; insan ilişkilerinin, hakların ve sorumlulukların iç içe geçtiği bir varoluş sorusuna dönüşür. Bu durum, hem etik hem epistemolojik hem de ontolojik açıdan incelenmeye değerdir. Çünkü burada yalnızca “bir evin satışı” değil, aynı zamanda “insanın kendi mülkiyetine ve başkasının yaşam alanına müdahalesi” tartışılmaktadır. Etik Perspektif: Hak ve Sorumluluk Arasında Bir Denge Etik açıdan…
12 YorumAdeno Göz Virüsü Nasıl Temizlenir? Kültürel Ritüellerle İyileşmeye Antropolojik Bir Bakış Bir Antropoloğun Merakıyla Başlamak Adeno göz virüsü denildiğinde, çoğu insanın aklına tıbbi bir hastalık, mikroskobik bir tehdit gelir. Fakat bir antropolog için bu virüs yalnızca biyolojik bir olgu değildir; aynı zamanda insan kültürünün, inançlarının ve topluluk içindeki etkileşim biçimlerinin yansımasıdır. Çünkü her toplum, hastalığı yalnızca bedensel bir sorun olarak değil, sembolik bir bozulma ya da denge kaybı olarak görür. Bu yüzden “Adeno göz virüsü nasıl temizlenir?” sorusu, yalnızca bir tedavi yöntemini değil, kültürlerin hastalıkla kurduğu anlam ilişkisini de sorgular. Antropolojik olarak bakıldığında, gözün “görme” işlevi insanın dünyayla kurduğu anlam…
8 YorumGırtlak Kanseri Hangi Yaşlarda Görülür? Psikolojik Bir Bakış Açısı Gırtlak Kanseri: Fizyolojik Bir Durumdan Psikolojik Bir Gerçekliğe Gırtlak kanseri, bir yanda biyolojik bir hastalık olarak karşımıza çıkarken, diğer yanda psikolojik bir yük ve toplumsal bir etkileşim alanıdır. İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, bedenin fiziksel yapısındaki değişimlerin, bireylerin psikolojik dünyasında ne gibi yankılar uyandırdığına dair derin bir merakım var. Gırtlak kanseri, genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görülen bir hastalık olsa da, bu durumun yalnızca biyolojik bir yanıt olmadığını söylemek gerekir. Bu yazıda, gırtlak kanserinin hangi yaşlarda görüldüğünü, psikolojik açıdan ele alarak, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji çerçevesinde inceleyeceğiz.…
12 Yorum“Gırtlak sesi” dediğimiz şey, aslında içimizdeki küçük müzisyenin mikrofonu eline almasıdır. Bazen arabesk söyler, bazen heavy metal, bazen de sabah alarmına söverken devreye girer. Bilimsel olarak “larenks kaynaklı ses üretimi” denir, halk arasında “boğazdan çıkan o efsanevi tını” diye bilinir. Sabah kalktığında kahve içmeden konuşmaya çalışan herkes aslında bir gırtlak sesi sanatçısıdır. Kimimiz farkında değiliz, ama ses tellerimiz sabahın köründe adeta bir heavy metal konserine hazırlanır. İşte o anda, derinlerden gelen “ıhmm… kahve nerede?” tonlaması, gırtlak sesinin saf hâlidir. Gırtlak Sesi Ne Demek? Sesin Derinlerinden Gelen Komik Bir Bilim Gırtlak sesi, kulağa ciddi bir anatomi konusu gibi gelse de aslında…
8 Yorum