Kendimize Saygı Duymak Ne Demek? Bir Hikaye Üzerinden Düşünceler
Kayseri’nin serin sabahlarından birinde, kahvemi içerken gözlerim pencereye takılı kaldı. O an, birden geçmişi düşündüm. Kendime saygı duymak… Ne kadar basit, ne kadar derin bir kavram. Hepimizin içinde bir yerlerde var, ama gerçekten ne anlama geliyor? Bunu anlamam yıllarımı aldı, belki de daha fazlasını. Şimdi, bu soruyu kendime sorarken, gözlerim geçmişe kayıyor. O zamanlar nasıl hissettiğimi hatırlıyorum ve birden aklıma gelen anılarla baş başa kalıyorum.
O Zamanlar, O Hisler
Geçen yılın baharına dönüyorum. O dönemde, iş hayatımın, sosyal çevremin, hatta kendimle olan ilişkimde bir bunalımdaydım. Kayseri’nin karmaşasında kaybolmuş gibiydim. İşyerinde sürekli bir yarış vardı, hep daha fazlasını yapman gerekiyordu, ya da en iyi olman… Ama ne zaman daha fazla çabalarımı görmezden gelmeye başladım, ne zaman gerçekten ihtiyacım olan şeylere değer vermek yerine sadece başkalarının beklentilerine göre hareket etmeye başladım, işte o zaman bir şeyler eksik olmaya başladı. Kendime saygı duymuyordum. Bunu bir şekilde fark ettim ama ne yazık ki fark ettiğimde çok geçti. İşte o zaman kendime olan saygımın eksikliğini, yalnızlığımı hissetmeye başladım.
Bir sabah uyandım. Birçok kişi gibi ben de güne uyanınca kendimi bitkin hissediyordum. O gün, bir şeyler değişmeliydi. Neden kendime saygı göstermeliydim? Çünkü, gerçekten kendimi değerli hissetmiyordum. Başkalarına değer verirken, kendimi ihmal ediyordum. En basitinden, bir arkadaşımla sohbet ettiğimde bile kendimi hep ikinci planda tutuyordum. Hep “Benimle bir ilgisi yok, ben buradayım” diyordum, ama o an ne kadar kaybolduğumu fark etmemiştim. İhmal edilmiş bir benlik… İşte, tam o gün bu soruyu sordum kendime: “Kendime saygı duymak ne demek?”
Kendime Saygı Duymak: Bir Adım Atmak
İçimde bir değişim rüzgarı esmeye başlamıştı. Gerçekten anlamalıydım; kendime saygı duymak ne demekti? Sadece başkalarına karşı olmak değil, aynı zamanda kendimle barış içinde olmak. Küçük adımlar atmaya karar verdim. O gün, işe gitmek yerine birkaç saatimi sadece kendime ayırdım. O an, yıllardır unuttuğum bir şey yapmayı düşündüm. Yazı yazmak… Kendimi yazarken bulmak, duygularımı dışarıya dökmek, insanlarla değil, sadece kendimle konuşmak. O kadar kolay olmadı tabii. İlk başta yazmak bir boşluk gibi geldi. Ama sonra, her kelimeyi yazarken, içimde bir şeylerin yerine oturduğunu hissettim.
Bir Yıl Sonra, Kendime Saygı Duymak
Bugün, o yazdığım yazıları tekrar okurken, bir yıl önce nasıl hissettiğimi fark ediyorum. Kendime saygı duymak demek, aslında küçük adımlarla başlayıp büyük değişimlere yol açmak demekmiş. Artık başkalarının onayına ihtiyaç duymuyorum, çünkü kendimi tanımaya başladım. Kendimi sevmenin, değerimin farkına varmanın, bazen yalnız kalmanın ve kendimle doğru bir ilişki kurmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Zamanla, kendimi daha çok dinler oldum. Kendimi bastırmak yerine, içimdeki o kaybolan gençliği tekrar buldum. Onu koruyarak büyümek, hatalarımı kabul etmek… Kendime saygı duymak aslında bunların toplamıymış. Ve şimdi, bunu her geçen gün daha çok hissediyorum.
Kendimize Saygı Duymak Ne Zaman Gerçekleşir?
Birçok insan, kendine saygı duymanın zamanla ya da dışarıdan gelen bir olayla olacağını düşünür. Ama ben, gerçekten kendime saygı duymayı, içsel bir yolculuğun parçası olarak gördüm. Hepimizin hayatında zorluklar var, ama bunları nasıl karşılayacağımız ve bunlarla başa çıkmak için kendimize nasıl değer vereceğimiz, içsel gücümüze bağlı. Kendimize saygı göstermek demek, her şeyin mükemmel olmasını beklemek değil. Zaten hayat asla mükemmel olmayacak. Ama en azından, içsel huzurumuzu bulduğumuzda, kendimizi değerli hissettiğimizde, her şey daha anlamlı oluyor.
Bir yıl önceki halimle bugünümü kıyasladığımda, kendime daha çok değer verdiğimi ve daha fazla saygı gösterdiğimi hissediyorum. Her gün biraz daha fazla öğreniyorum, biraz daha fazla kabulleniyorum. Ve şunu fark ettim: Kendimize saygı duymak, bizi daha güçlü kılıyor. Kendimizi sevmek, büyümenin en güzel yoluymuş. O yüzden şimdi, her sabah aynada kendime bakıp, “Sen değerli bir insansın, unutma” diyorum. Çünkü, bir zamanlar bu basit gerçeği unuttuğumda, hayatımda bir eksiklik vardı. Ama şimdi, her şey yerli yerine oturuyor.