Yüzyıllar Ne Zaman Başlar? Ve Neden Bu Konuya Takıldım?
Hadi, şu soruyu kendinize sorun: “Yüzyıllar ne zaman başlar?” Böyle bir soru sormak, insanı biraz garip bir noktaya götürür, değil mi? Yüzyıllar dedikçe, birden bu yüzyılın sonunda olduğumuzu hatırlıyoruz, ama asıl soruyu sormak da bizim işte bu garipliğimize işaret eder. Yüzyıl deyince, aklımıza tarih, zaman, geçmiş gelir ve “Tamam, çok derin konular değil mi?” diye düşünürsünüz. Ama ben, İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir gencim ve her şeyin sorusunu çok rahat sorabilirim. Bu, her zaman düşündüğüm, ama kimseye söylemediğim bir soruydu: Yüzyıllar ne zaman başlar?
Bu soru kafama takıldığında, interneti araştırmak yerine, önce kendi içimde sorguladım. “Hadi ya, yüzyılların bir başlangıcı, bir bitişi varsa, biz neden bu kadar karışık düşünüyoruz?” derken, kafamda patlayan bir fikirle buldum kendimi: “Yüzyıl aslında ne zaman başlar?”
Bir yüzyıl başlıyor ya da bitiyor… Ama nasıl? Hangi tarihi esas alıyoruz? 1900, 2000 mi? Ya da tamamen başka bir şey mi? Bu soruyu kendimle yapacağım bu yaratıcı ve mizahi yolculuğa çıkarak yanıtlayalım.
Yüzyıl, 100 Yıl mı Gerçekten?
Beni tanıyanlar bilir, kafamı takmak için bazen gereksiz şeylere takılabilirim. Yüzyıllar ne zaman başlar sorusu da bir nevi “gereksiz takıntılarım”dan biri haline geldi. Bir gün, oturmuş arkadaşlarımla pizza yerken, birden çıkıverdi bu soru: “Yüzyıllar ne zaman başlar?”
Gözlerimiz birbirine kaydı. Biri söyledi:
“Ya, 1900’de başlar tabii, ne demek bu soru?”
Diğer arkadaşım ise gayet rahat bir şekilde:
“Tabii ki 2000’de başladı! Yüzyılını yaşadık biz!”
Bunun üzerine ben, o kafadaki takıntılı İzmirli bir genç olarak, hemen atladım:
“Hayır, hayır! Bunu bir düşünün, arkadaşlar! Yüzyıllar dediğimizde aslında 1. yüzyılın sonu 100. yıl değil mi? O zaman 20. yüzyılın sonu 2000’de bitmemeli miydi?”
O an herkes bana garip garip bakmaya başladı. En yakın arkadaşım gözlüğünü düzelterek:
“Tamam, çok felsefi oldun ama pizza bitti, abi.”
O kadar takıldım ki, “yüzyılın başlangıcı”na, pizza yediğimiz mekânın çatı katındaki pencereden dışarı bakarken bile kafamda bu sorular vardı.
Yüzyıl Başlangıcı: Takvimde Başlayan Bir Çıkmaz
Her şey aslında şöyle başlıyor: Takvim, miladi takvim, tüm dünya için “zamanı” belirleyen bir şey. O yüzden bu soruyu sormak, aslında hem basit hem karmaşık. Çünkü takvim, bizim zaman algımızı belirliyor. Miladi takvime göre bir yıl 365 gün, ama bir yüzyıl demek, 100 yıl demek. O zaman, bu 100 yılın başlangıcı nedir? 1 Ocak 1’de mi? Bir yüzyıl bitince, yeni bir yüzyıl başlıyor mu? Ah, işte bu noktada işler karışıyor.
Evet, yüzyıl aslında 100 yıldan oluşuyor, ama 1. yüzyıl, 1. yılın başlangıcında başlar ve 100. yılın sonunda biter. Öyleyse 1900’ün başı, aslında 20. yüzyılın başı değil, 1901 başlıyor. Yani, 2000’de biten 20. yüzyıl, 2001’de yeni bir başlangıç yapmış olur. Yani, tam anlamıyla 21. yüzyıla 2001’de başladık!
Şimdi, bu soruya geri dönelim: Yüzyıllar ne zaman başlar?
Cevap: 1 Ocak 1’de başlamaz, tam olarak bir yılın 1 Ocak’ında başlar. Yani, 1901’in 1 Ocak’ı, 20. yüzyılın ilk günüydü.
Bu, kafa karıştırıcı ama harika değil mi? Herkesin “Yüzyıl 2000’de bitti!” dediği bir dönemde, aslında biz 2001’de 21. yüzyıla başlamışız. Bir bakıma, bizler de bu tarihi yanlış biliyoruz ve bu da bizi tarihe karşı bayağı “öteki” kılıyor.
O Yüzyıl Ne Zaman Başlar? “Geçmişte Herkes Yanlış Bilmiş”
Tabii, bu soruyu sormanın sosyal anlamları da var. Yüzyıllar ne zaman başlar dediğimizde, aslında çok basit bir soru sormuyoruz. Takvimin başlangıcı, insanlığın yıllar içindeki duruşunu belirleyen bir şey. Yüzyıl başlangıçları, aslında çok da derin felsefi bir soru doğurur. Zaten tartışmanın en güzel yeri de burada. Bir noktada, geçmişin yanlışları üzerine kafa yormaktan başka şansımız kalmaz.
Mesela, tam 2000 yıl dönümünde herkes şöyle düşünüyordu:
“Ya, bir daha 2000’i görmeyecek miyiz?”
O sırada herkesin sevinçle dans ettiği, 2000’lerin kutlandığı gün, biz aslında 20. yüzyılın son günlerindeydik. Şaşırtıcı değil mi? Hepimiz tarih boyunca en önemli yılı yaşadığımızı sanmıştık, halbuki tarihlerde hep birkaç yılı kaybetmişiz.
Şimdi düşünün: O yıllarda büyük şehirler, kutlamalar, her şey muazzam bir şekilde 2000’li yıllara odaklanmışken, aslında o “2000’lere” gerçekten girmedik, çünkü yüzyıl başlamış bile değildi. Bunu düşünmek bile insana tuhaf bir şekilde nostaljik hissettiriyor. “Gerçekten biz neyi kutluyorduk?” diye sorasım geliyor.
Yüzyıl Başlangıcına Nasıl Bakmalıyız?
Yüzyıl başlangıcına nasıl bakmalıyız, o zaman? Herkes 2000’i kutlarken, belki de “Yüzyıl ne zaman başlar?” sorusunun bizim gibi meraklı kafalar için gerçek cevabı şudur: Zamanı hiç yanlış anlamamak gerek. Yüzyıl başladığında ne yapmak gerekir? Bugün neyi kutluyoruz? 2001’le başlayıp 2100’le biten bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hadi ama, 1999’da değiliz. “Yüzyıl ne zaman başlar?” sorusunun cevabını bulmak, tarihin gerçekten bize neler sunduğunu anlamaktır.
Kısacası, yüzyıl başlangıçları genellikle matematiksel bir olgu, ama tartışmaya açık bir konu. Zaten her şey bir insan algısı ve zamanla oynama biçimi. Ve elbette ki bu sorunun içinde birçok hayat, birçok düşünce var. Belki de, sadece bir yıl kayması bile, insanın farklı zaman algılarını ortaya koyabilir.
Ve en sonunda şunu rahatça söyleyebilirim: Yüzyıllar ne zaman başlar sorusu? Gerçekten de zamanın ne kadar göreceli olduğunu gösteriyor.