Eski Dilde İyilik Ne Demek?
“İyilik” kavramı eski dilde nasıl kullanılıyordu, ne anlama geliyordu, bilmiyorum. Ama bugün bakınca, iyiliğin çok derin bir anlamı olduğunu söyleyebilirim. Ya da belki de tam tersi; “iyilik” bir şekilde, bugünün dünyasında o kadar sık ve basit bir şekilde kullanılıyor ki, aslında ne demek istediğimizin farkında bile olmuyoruz. Eski dilde “iyilik” derken, acaba gerçekten kalpten bir şeylerden bahsediliyordu, yoksa bir kelime oyunundan mı ibaretti? Ya da belki bu soruyu sormak bile gereksiz? Bu yazıyı okuduktan sonra, “Eski dilde iyilik ne demek?” sorusunun cevabını bulmak zorlaşacak, ama bence bu kafa karıştırıcı tartışma, işin en eğlenceli kısmı olacak.
Eski Dilde İyilik: Gerçekten İyi Miydi?
İyilik, eski dilde bir tür etik kuralıydı. O zamanlar, kelimeler gerçekten o kadar saf mıydı? Bence hayır. Çünkü iyilik de bir kavram, bir kültürün, bir dönemin, bir topluluğun birbiriyle anlaşmaya çalıştığı bir şeydi. “İyi olmak” eskiden, sadece başkalarına yardım etmekle, elini taşın altına koymakla sınırlı değildi. İnsanlar “iyilik” kelimesini, toplumsal düzeni korumak için de kullanıyordu. Hani ne derler; “çok iyi görünmek” adına değil, gerçekten doğru olanı yapmak için. Belki de o zamanlar, dil bu kadar bozulmamıştı, iyiliğin bedeli daha büyüktü. Gerçekten “iyi” olmak, zaman zaman büyük bir fedakârlık gerektiriyordu. Ama bugün? Bugün Instagram’da iyilik yapmak, bir poz verip gülümsemek kadar basit hale gelmişken, eski dilde iyilik kavramının anlamı gerçekten neydi?
İyi olmak, her şeyden önce cesaret isterdi. Belki de eski zamanlarda iyilik, kendini daha fazla göstermek, kendi karanlık tarafınla yüzleşmek anlamına geliyordu. Ve biz bunu unuttuk, değil mi? Bugün “iyi olmak”, bazen sadece başkalarının beklentilerini yerine getirmekle sınırlı kalıyor. Oysa eski dilde iyilik, bir içsel yolculuktu. İnsanlar birbirine yardım etmek istediklerinde, gerçekten ciddi zorluklarla karşılaşıyorlardı. Şimdi ise bir yardım kampanyasına bağış yapıp, sosyal medyada “iyilik” pozları vermek, “iyi insan” olmak için yeterli sanılıyor.
İyiliğin Zayıf Yanları: Gerçekten Mi?
İyilik diye bir şey var mı gerçekten? Yoksa biz, sadece başkalarına ne kadar “iyi” göründüğümüzü düşünüyoruz? Eski dilde iyilik de, tıpkı günümüzde olduğu gibi, zaman zaman bir araç olmaktan öteye gitmiyordu. Birçok kişi, “iyi” olmayı bir tür sosyal statü olarak kullanıyordu. Birine yardım etmek, gerçekten “iyi” niyetle yapılmazdı bazen. Aksine, “iyi olmak” da bir tür manipülasyon aracına dönüşüyordu. Şimdi de aynı şey olmuyor mu? Birini yardıma çağırdığında, sürekli “iyi” olmaya çalışan biri, aslında işin içine çıkar kaygısı katıyor olabilir. Ya da iyi görünme çabası, insanı aslında “gerçekten iyi” olmaktan alıkoyar.
Bir de, iyiliği o kadar fazla abartıyoruz ki, bazen gerçekte zararlı olabiliyor. Herkesin her zaman “iyi” olmasını beklemek, insanları sırf toplumun baskısıyla iyilik yapmaya itiyor. Yani, belki de gerçek iyilik, bazen “kötü” olabilmeyi de kabul etmekte gizlidir. Zaten iyilik yapmak zor olmalı, “her zaman iyilik” değil. Yoksa iyiliğin değeri ne olurdu?
Eski Dilde İyilik: Ne Kadar Geçerli?
Şimdi asıl soruyu soralım: Eski dilde iyilik, gerçekten hala geçerli mi? İyi olmak, zamanla sadece bir sosyal ihtiyaç haline gelmedi mi? Ne de olsa sosyal medyada ne kadar çok “iyilik” paylaşırsan, o kadar çok beğeni alırsın. Hangi influencer “iyi insan” olmayı öne çıkarmaz ki? Herkes, parmağını kaldırıp, “iyi olmak” adına başkalarına yardım etmeyi seçiyor. Ancak belki de, eski dilde “iyilik” dediğimiz şey, bir zamanlar insanın kendine bir şeyler katması, kendini aşmasıyla ilintiliydi. Oysa şimdilerde “iyi olmak”, başkalarının düşünceleriyle şekilleniyor. Hangi davranış iyidir? Hangi iyilik doğru? Ya da belki de tüm bu soruları sormak, basitçe bir iyilik tanımına hapsolmak anlamına gelir.
İyilikle ilgili en önemli sorunlardan biri, bu kadar çok “iyi” insan olduğunda, kimse gerçekten neyi hak ettiğini anlamıyor. İyi olmak, bir anlamda her şeye zorunlu hale geldi. Herkesin iyi olmak zorunda olduğu bir dünyada, iyiliğin gerçek anlamını kaybetmesi işten bile değil. Geçmişte iyilik, toplumsal düzenin vazgeçilmez bir parçasıydı. Ama bugün, her şey bir trend haline geldi. Kimse artık “iyi olmanın” derinliğini aramıyor. Belki de bu yüzden, eski dilde iyiliğin anlamını kaybettik. Gerçek iyilik, “trend” olmamalı. Gerçek iyilik, acı vermeli, zorluk yaratmalı ve bazen de düşündürmeli.
Sonuç: İyiliğin Gerçek Anlamı Ne?
“Eski dilde iyilik ne demek?” sorusunu sordum ve içimde birçok soru daha oluştu. İyi olmak, bir zamanlar çok daha fazla şey ifade ederken, bugün bir anlamda herkesin “iyi” olduğunu söylendiği, herkesin “iyi” olmaya çalıştığı bir dünyaya geldik. Belki de mesele, iyiliğin kendisinde değil, ona yaklaşım biçimimizde. Bugün iyilik, sadece başkalarına yapılıyor gibi görünüyor, ama belki de gerçek iyilik, önce kendimize yapılmalı. Kendimizi sorgulamak, bazen “kötü” olmak, sonra da iyileşmek… Belki de eski dildeki iyilik tam olarak bunu anlatıyordu.
Gelin, bir kez daha soralım: İyi olmak, gerçekten herkesin yapması gereken bir şey mi, yoksa sadece kendini olduğu gibi kabul etmenin bir yolu mu? Bu soruyu sormadan, asla bir iyilik tanımı yapamayız, değil mi?